29 Ekim 2023

Tarih 28 Ekim 1923... Çankaya’da bir sonbahar akşamı... Masanın etrafında milletin vekilleri. Kurtuluş Savaşı’nı veren kahramanlar...

Gazi Mustafa Kemal’in zihninde “uygun zamanını bekleyen bir düşünce.”

Ulu Önderimiz artık o düşünceyi hayata geçirmenin vaktinin geldiğinden emin. Yıllarca süren hazırlıklar, bağımsızlık için verilen destansı mücadele, her şey birazdan açıklayacağı o düşünce için... Derken bir anlık sessizlik... Masadaki herkes Gazi’ye bakıyor. Mustafa Kemal bu toprakların kaderini değiştiren şu sözleri söylüyor:

“Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!”

Ertesi gün... 29 Ekim’de Millet Meclisi’nin duvarları “Yaşasın Cumhuriyet” nidalarıyla çınladı.

Tam yüz yıl önce bugün, Cumhuriyet’in tatlı güneşi bu topraklar üzerinde bir daha hiç batmamak üzere doğdu.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkanlığı için yapılan seçim oylamasına 158 mebus katıldı. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal, 158 oyun tamamını alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

Onlarca yıl süren hazin savaşların, yokluğun, imkansızlığın içinde... Kurtuluş Destanı’nı yazan milletimiz, o destanı Cumhuriyetle mühürledi.

Bu aziz vatanda, 100 yıldır üzerine bir an dahi gölge düşmeyen barış işte böyle filizlendi.

Cumhuriyeti, biz böyle kazandık.

Değerli Meclis üyelerimiz,

Yüzyıl sonra bugün yine bir Cumhuriyet meclisinde bir aradayız.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yılını büyük bir gururla kutluyoruz.

Bu özel oturumda Çocuk Belediyesi, Gençlik Belediyesi ve halkımızın oylarıyla seçilen İzmir Büyükşehir Belediyesinin değerli meclis üyeleriyle bir arada bulunmaktan duyduğum onuru kelimelerle tarif edemem.

İşte bu resim Cumhuriyetin resmidir.

Bu resim demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve çokluk içindeki birliğimizin resmidir.

Ve bizler…

Bugün bu resmin içerisinde bir yere sahipsek bunu yüzyıl önce bizim için canını feda eden, göğsünü mermilere siper eden ve bütün imkansızlıklar içinde Cumhuriyeti kuran atalarımıza borçluyuz.

Başta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal olmak üzere, her birinin aziz hatırası önünde saygı ve minnetle eğiliyorum.

Size söz!

Bizler nefes alıp verdiğimiz sürece Cumhuriyet payidar kalacak.

İstiklâl mücadelesinde üç buçuk yıl işgal altında kalmış bir şehrin insanları, biz İzmirliler, Cumhuriyetin değerini ve anlamını çok iyi biliyoruz.

Cumhuriyetin kuruluşu sadece bu topraklarda egemenliğin kayıtsız, şartsız milletin elinde olduğunu tüm dünyaya göstermekle kalmadı. İstiklâl mücadelesi sonucunda bağımsızlığını kazanan Türkiye Cumhuriyeti, tüm mazlum milletlere ilham kaynağı oldu. Etkisi kendi coğrafyasının çok ötesine ulaşan bu insanlık eserini 100. yılında anmamak hiçbir koşulda mümkün değildir.

Bugün Filistin’de ve dünyanın başka yerlerinde, mazlum milletlerin zor zamanında elini tutan yine Cumhuriyettir.

Bu yüzden Cumhuriyetimizin 100. yaşını İzmir’de gururla, onurla hatırlıyoruz, anıyoruz, kutluyoruz.

Cumhuriyetimizin kazanımlarını ve değerlerini toplumu ayrıştırıcı şekilde tartışma konusu yapanlara şunu söylüyoruz…

İyi ki istiklâl mücadelesinde Anadolu’nun dört bir yanından gelip omuz omuza vatanını savunan on binler var.

İyi ki Gaziantep'te, Şanlıurfa'da, Sakarya ovasında, İzmir’de bu vatan için canını feda edenler var.

Onlar var ki, dünyanın mazlum halkları için umut var.

Onlar var ki, Cumhuriyet var!

Yüz yaşındaki Cumhuriyetimiz bizler için üç büyük anlam taşıyor.

Cumhuriyet, hakimiyetin kayıtsız şartsız milletimize ait olması demek.

Cumhuriyetimiz, kadınların özgürleşmesi, kadın ve erkeğin eşit olması demek.

Ve Cumhuriyet, ekonomik bağımsızlığımız demek.

Bu büyük eseri yaşatmak için onu sadece bir gün anmakla yetinemeyiz.

İzmir’de bu gayretle Cumhuriyetimizi her alanda güçlendirmek için somut adımlar atıyoruz.

Hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olması bizim için yalnızca beş yılda bir sandığa gitmek değil.

Milletin koşulsuz hakimiyeti ancak yaşamın her anına sirayet etmiş bir demokrasiyle mümkün olabilir.

Yaklaşık beş yıldır İzmir’i bu ilke ve ruhla yönetiyor, İzmirliler’in karar mekanizmalarına doğrudan katılabilmeleri için somut araçlar ve imkanlar yaratıyoruz.

Bu imkanlar sadece oy verme hakkına sahip hemşerilerimizi değil, sandıkta söz hakkı olmayan çocukları, gençleri ve doğayı da kapsıyor. Çünkü demokrasi sadece sesi çok çıkanlara değil, herkese aittir.

Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.

İzmir’in Çocuk Belediyesi’ni ve Gençlik Belediyesi’ni işte bu nedenle kurduk.

İşte bu yüzden Kent Konseyimiz ve içindeki meclisler bizim yol göstericimiz.

İzmir’in her bir muhtarı bu nedenle benim ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin en değerli rehberleri.

Cumhuriyet uygarlığımızın ana taşıyıcılarından biri kadınlar. Kadınlar ve erkekler arasındaki eşitliğe toplumsal iş bölümünün her alanında ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü kadınların eşit olmadığı sistemler er yada geç çökmeye, kadınların haklarını gözetmeyen toplumlar ise eninde sonunda dağılmaya mahkumdur. 

İzmir’in kadınlarının önündeki tüm engelleri kaldırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Onların haklı eşitlik talebinin üzerine titriyoruz.

Nihayetinde Cumhuriyet, bir iktisadi bağımsızlık seferberliğidir.

Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti inşa etmek için iki temel strateji tasarladı. Birincisi kurtuluş, ikincisi ise kuruluş stratejisi.

Kuruluşa yani iktisadi bağımsızlığa giden yolu İzmir’de, İktisat Kongresi’nde ülkenin her bölgesinden gelen çiftçiler, işçiler, sanayici ve tüccarlarla birlikte belirledi. Yaşadığı çağın tartışmasız en güçlü liderinin ortak akla ve ortak vicdana gösterdiği teveccüh, bana göre bu tarihi hadiselerden günümüze süzülüp gelen en büyük mirastır.

İzmir İktisat Kongresi açılışında Atatürk’ün ifade ettiği şu sözler “tekliğin hüküm sürdüğü” bu zor süreçte yönümüzü bulabilmek için ne kadar da kıymetli:

“Arkadaşlar, sizler doğrudan doğruya milletimizi oluşturan halk sınıflarının içinden geliyorsunuz. Bunun için memleketimizin, milletimizin halini, ihtiyacını ve milletimizin emellerini, üzüntülerini herkesten daha iyi biliyorsunuz. Sizin söyleyeceğiniz sözler; doğrudan doğruya halkın dilinden söylenmiş gibi kabul olunur. Bu, en büyük doğrudur.

Halkın sesi, hakkın sesidir.”

Geçtiğimiz Mart ayında Cumhuriyetin iktisadi ayağını oluşturan bu mirasa sahip çıkmanın gururunu yaşadık. Sekiz ay süren uzun bir hazırlık sürecinin ardından 15-21 Mart’ta İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde bir araya geldik. Bugünün çiftçileri, işçileri, sanayici ve tüccarlarıyla Geleceğin Türkiyesi’nin iktisadi ufkuyla ilgili önemli kararlar aldık. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz…

Gelecek beklenmez, inşa edilir.

Çocuk Belediyemizin ve Gençlik Belediyemizin çok değerli üyeleri,

Geleceği inşa edecek olan sizlersiniz. Bu şehir daha iyi bir geleceği kurmak için sizlere güveniyor.

Kaderinizi tayin etmek için size söyleneni yapmakla veya oy vereceğiniz günleri beklemekle yetinmeyin. Daima hayatın içinde olun.

Bırakın sesiniz işitilsin ve renkleriniz görünsün.

Gelecek sizin iradenizle şekillensin…

Ben, bu görevi sürdürdüğüm sürece, sizlerin önündeki engelleri kaldırmak ve imkanlarınızı artırmak için var gücümle çalışmaya devam edeceğim.

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisimizin değerli üyeleri,

Bugün sizlerle birlikte olmak çok büyük bir onur.

Bu mecliste mensubu olduğumuz siyasi partiler ve halkımız kadar Cumhuriyetimizi de temsil ediyoruz.

Cumhuriyet halkımızın bize emanetidir.

Cumhuriyet hukukun üstünlüğüdür. Kadınların özgürlük güvencesidir. Hepimizin yaşam biçimine saygıdır. Fırsat eşitliğidir.

Cumhuriyet bugün tüm dünyada en çok ihtiyacımız olan kavramdır. “Yurtta barış, dünyada barış!” demektir.

Cumhuriyet, uygarlıklar kuran bir toplum olmaktır. Geçmişin ruhunu anlamak ve geleceğin ruhuna yön vermektir.

Bizi birbirimizden ayıran sebeplerden çok bizi birleştiren değerlerimiz var.

Cumhuriyet bu değerleri korumaktır. Onları hiçbir taviz vermeden yaşatmaktır.

Bunu 86 milyon el ele, omuz omuza, büyük bir coşku ve kararlılıkla başaracağız.

Bu büyük ihtiyaç, çok namüsait bir mahiyette ortaya çıkmış olabilir.

Bizlerin kutuplaşmasından medet umanlar olabilir.

Bunların hiçbiri bizi yıldıramaz. Hiç kimse bizi yüz yıllık Cumhuriyet yolculuğundan geri döndüremez.

Cumhuriyetin 100. yılına ulaştığımız bugünde, Türkiye tarihinde ilk defa bir şehrin Çocuk, Gençlik ve Büyükşehir Belediye meclisleri bir arada toplandık.

Bu büyük meclis bizatihi Cumhuriyetimizin en büyük teminatıdır. Onu kutlamak ve yaşatmak için atabileceğimiz en güçlü adımdır.

Buraya katılan tüm meclis üyelerine ve Kent Konseyi üyelerine şükranlarımı sunuyorum.

Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bize bugünü armağan eden atalarımızın aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

Yaşasın demokrasi ve barış.

İlelebet yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!